Pazar, Kasım 05, 2006

HAMARAT ANNEM

Haftaarası günün iple çektiğim saatleri; akşam evimize ve anneciğime havuştuğum saatler oluyor (evet, kabul ediyorum ben tam bir "anneci"yim:)). Yorgun argın eve gelip annemin güler yüzüyle karşılaştığımızda bir de üzerine güzel yemek kokuları eklenince değmeyin keyfime:).
Zaten yemek yapmaktan böylesi zevk almamı annemden aldığım genlere borçluyum ben. O da benim gibi yeni tarifler denemeyi, tarifleri kendine göre şekillendirmeyi sever, sonra da ortaya şaheserler çıkarır. Babam da her seferinde "bunlar, içine sevgini kattığın için böyle lezzetli oluyor" der anneme. Bu konuda babam çok haklı; insanın zevk alarak, sevdikleri için yaptığı yemeklerin lezzetsiz olmasını düşünemiyorum ben.
Bu haftaarası da annem iki yeni tarif denemesi yapmıştı. Mutfağa girdiğimde güzel görüntüleriyle beni cezbeden bu yiyeceklerin tarifini annem, evde olduğu sabahlar izlediği "yemek saati" programından almış ama kendi zevkimize ve evdeki malzemelere göre oldukça değiştirmiş. Annem bu programdan aldığı tariflerden oldukça memnun. Hatta annemle ben ilk baklava denememizi bu programdan aldığımız bir tarifle yapmıştık.
Annemin oldukça değiştirdiği o iki tarifi orjinal adlarıyla ama annemin yaptığı şekilde yazıyorum Orjinal tarifleri ise sitenin forumundan bulunabiliyor.

OTLU ÇÖREK

MALZEMELER
1 ÇAY BARDAĞI SÜT
1 ADET YUMURTA
(AYRICA ÜZERİ İÇİN 1 YUMURTA AKI)
1 ÇAY BARDAĞI SIVI YAĞ
1 ÇAY KAŞIĞI ŞEKER
1 ÇAY KAŞIĞI TUZ
2 TATLI KAŞIĞI KURU MAYA
ALDIĞI KADAR UN
4_5 DAL MAYDONOZ
4_5 DAL DEREOTU
1 ÇAY KAŞIĞI KEKİK
1 ÇAY KAŞIĞIKURU NANE
1 SU BARDAĞI BEYAZ PEYNİR
ÇÖREKOTU

YAPILIŞI

Süt, yumurta, sıvıyağ bir kapta karıştırılır. Üzerine un, maya, şeker ve tuz ilave edilerek yoğurulur (annem kulak memesi kıvamında dedi:)). Üzeri streçle kaplanarak yarım saat dinlenmeye bırakılır. Daha sonra ince kesilmiş dereotu ve maydanoz eklenir; nane, kekik ve peynirin 2/3'ü de hamura eklenip iyice yoğurulduktan sonra ceviz büyüklüğünde parçalar koparılıp yuvarlatılarak yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizilir. Sonra bu yuvarlakların üzerine yumurta akı sürülüp isteğe göre çörekotu serpilir veya ayrılan beyaz peynire batırılır (annem her ikisinden de yapmıştı). 200 dereceye ısıtılmış fırında üzerleri kızarana kadar pişirilir.

Gelelim ikinci tarifimize;

GÜLLABİYE


MALZEMELER
1 SU BARDAĞI BUĞDAY NİŞASTASI
1 SU BARDAĞI ÜZÜM PEKMEZİ
1,5 SU BARDAĞI SU
1 KAŞIK TEREYAĞI
1 BARDAĞA YAKIN ÇİĞ BADEM
2 TATLI KAŞIĞI GÜL SUYU

YAPILIŞI

Bademler sıcak suda bekletilir ve kabukları soyulur. Kabukları soyulan bademler tereyağında biraz kavrulur. Bir tencerede pekmez, su ve bademlerin kavrulduğu tereyağ karıştırılıp kaynatılır. Biraz suyla iyice ezilen nişasta kaynayan karışıma eklenir ve karıştırılarak koyulaşana kadar pişirilir. İçine bademlerin 2/3'ü ve gülsuyu ilave edilerek karıştırılır, ıslatılmış borcama dökülür. Üzeri kalan bademlerle süslenir ve katılaştıktan sonra dilimlenerek servis edilir.

Annemden tarifler böyle..
Herkese afiyet bal şeker olsun:).....

Etiketler: ,

2 Comments:

At 6 Kasım 2006 15:40, Anonymous şule said...

sevgili aslı senin annen benim annemin aksine yeni tatlara tariflere açıkmış ne kadar güzel. annem maalesef klasik tatların dışına benim zorumla çıkıyor :). yemeksaatini ben de forumdan takip ediyorum güzel tarifler çıkıyor. güllabiyeyi de görmüş fakat hayal edememiştim. resmini de görmüş oldum. annenin ellerine sağlık :)

 
At 6 Kasım 2006 22:53, Blogger butterfly said...

Şulecim çok teşekkür ederim. Bizde de babam klasiğin dışındaki tatlarda tereddüt eder(di), ama artık alıştı galiba:)..Şimdi yeni ne denesek çoğunlukla beğeniyor, tekrarlarını istiyor. Galiba bazen bu konuda kalıpların dışına çıkmak iyi oluyor. Güzel yorumun için tekrar teşekkürler.Görüşmek üzere. Sevgiler..

 

Yorum Gönder

<< Home