Salı, Kasım 28, 2006

MACERALI DOĞUMGÜNÜ PASTASI:)



Resimdeki bu pastanın böyle masum duruşuna aldanmayın sakın:). Cuma akşamı, bu haline gelinceye kadar kendisiyle bir hayli uğraştık. Neyse ki sonuç herşeye değdi. Hem bu pastanın en büyük özelliği abimin doğum günü için hazırlanmış olmasıydı. Zaten belki de sırf bu yüzden Cuma akşamı o kadar uğraşa rağmen hiç yorgunluk hissetmedim.

Bir de ilginçtir, ilk defa olarak aksilikler üstüste de gelse soğukkanlılığımı korudum ve durumu avantaja çevirmeyi başardım. Eskiden mutfaktayken en ufak bir aksilik olsa, ya da bir şey içime tam olarak sinmese tüm moralim bozulur, yaptığım işi de yarıda bırakırdım, sonuç hüsran olurdu tabi. Ama bu sefer her durumu değerlendirip güzel bir sonuca ulaşmayı başardım. Bunun neden böyle olduğunu biliyorum sanırım. Yemek bloglarını okumaya başladım başlayalı, yemek yapmanın kesinlikle bir zevk, bir hobi olduğunu daha iyi anladım. Yemek yaparken meydana gelen aksiliklerden, ufak mutfak kazalarından kurtarılanların nasıl değerlendirilebildiklerini gördüm. En önemli kazancım mutfakta daha rahat olmayı öğrenmem oldu. Ben yemek yapmayı gerçekten çok seviyorum:)..

Gelelim maceralı Cuma akşamıma ve de abimin doğumgünü için hazırladığım pastaya..

Cuma akşamı annemle babam arkadaşlarıyla dışarda bir yemeğe çıktılar; yani aslında mutfak tamamen bana ait olacağından bu çok güzel bir haberdi:). Nasılsa tüm gece benim diyerek yaklaşık 21:30 gibi başladım pastamı hazırlamaya. Önce antep fıstıklarını iç kabuklarından kurtardım (bu baya yorucu bir iş olduğundan ancak bir çay bardağı kadar fıstığım oldu:)). Sonra kümbet pasta şeklinde düşündüğüm pastanın pandispanyasına geldi sıra; kafamdaki tarifimle karışımı yaptıktan sonra ilk defa kullanacağım yuvarlak, silikon kabıma döküp fırına verdim. Yaklaşık yarım saatin sonunda fırının camından baktığımda çok güzel kabarmış bir pandispanyam olmuştu, kokusu da süperdi. Ben de pandispanyamın piştiğini düşünerek fırının kapağını araladım. Bir süre sonra ne göreyim; benim süper kabarmış(!) pandispanyamın ortası çökmüş....Yaşadığım şoku ifade edemem; “nasıl olur yaa, bu daha biraz önce bir tepe edasıyla poz veriyordu!!”, söylenmelerim de anlamsızdı tabi:). Böylece ben kendi adıma ilk dersimi almış oldum;
Ders 1)İlk defa deneyeceğin bir mutfak aletinin(mesela kek kalıbı) kullanılışını tam öğrenmeden önemli bir yemekte kullanma..

Neyse dedim, yine de pandispanyamı kalıbından çıkardım; aslında sadece tam ortası biraz hamur kalmıştı, kenarlarıysa oldukça güzel pişmişti. Ama benim içime sinmedi tabi, hemen ikinci pandispanya denemesine koyuldum; bu sefer bildiğim kelepçeli kalıbımla:). Çırpma kabıma dört yumurtanın ilk üçünü güzelce kırdıktan sonra dördüncü yumurtanın bozuk çıkmasıyla ikinci şoku yaşadım (bu arada hayatımda ilk kez yemek yaparken bozuk bir yumurtayla karşılaştım, aksilikler üstüste gelir ya bazen). Eh bir bozuk yumurta güzelce sağlam diğer yumurtalara karıştı tabi. Maalesef hepsi çöpe:(. İşin ilginci, hepsi aynı kolidendi, nasıl sadece biri bozuk çıktı anlamadım. Herneyse;
Ders 2)Bundan sonra yumurta kullanacağın zaman herbirini önce farklı bir kaba kırıp kontrol et, sonra aktar.

Sonra deli fişek gibi buzdolabına döndüm; ama nasıl olur, burda sadece iki yumurta var. 2 yumurta ve kümbet pasta mı?? Deveye hendek atlatsam:)? Ama yok, yine soğuk kanlılığımı korumalıydım. Öyle yaptım ben de; hemen 2 yumurtaya göre bir pandispanya tarifi uydurup, ince ama güzel pişmiş pandispanyamı elde ettim sonuçta:).

Normalde kümbet pastada kalınca bir pandispanya yapılıp yarıya kesiliyor ve bu yarı derin bir kaba yerleştiriliyor, üzerine krema ve en üste de pandispanyanın diğer yarısı kapatılıp işlem tamamlanıyor. Ama ben ne yaptım; ince pandispanyamı kaba yerleştirdim, üzerine kremamı döküp, o pişmesini çok beğenmediğim pandispanyanın güzel pişen kenar kısımlarıyla yamalar şeklinde üst tarafı kapadım. Gerçek sonucu görmek için bir gece beklemem gerekiyordu. Öyle yaptım ben de ama bir yandan da ya yamalar dağılırsa korkusu yok değildi içimde.

Ertesi gün ne mi oldu? Kortktuğum olmadı neyse ki:), hatta yama olduğu belli bile olmadı. Kabından güzelce çıkan kümbetciğimi hazırladığım kakaolu sosla güzelce kapladım ve süsledim. İşte azmin zaferi dedikleri bu olsa gerek:).. Ve;
Ders 3)Mutfakta aksilikler üstüste gelebilir, soğukkanlılığını koru. Herşey mahvolmuş gibi görünse de pozitif yaklaş, bir çıkış yolu mutlaka bulursun:))..

Eh bir doğumgünü pastasının macera dolu varoluşu böyleydi..
Şimdi ise, asıl uygulanması gereken malzeme ve yöntemleriyle işte benim kümbet, doğumgünü pastam;

ABİMİN DOĞUM GÜNÜ PASTASI




Pandispanya Malzemeleri:

4 yumurta
4 kahve fincanı un
3 kahve fincanı şeker
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1,5-2 tepeleme çorba kaşığı kakao

İç Krema Malzemeleri:

3 tepeleme yemek kaşığı un
2 tepeleme yemek kaşığı nişasta
1 kg süt
1 yumurta sarısı
1 su bardağı toz şeker
1 limon kabuğu rendesi
1 paket vanilya
3 kaşık süt kreması
2 yemek kaşığı hindistan cevizi

Kaplama Sosu Malzemeleri:

2 su bardağı süt
1 yemek kaşığı nişasta
1 kaşık un
2 yemek kaşığı kakao
2 kaşık süt kreması
1 paket vanilya
50 gr bitter çikolata
1 tutam tuz


Ayrıca:

1 çay bardağı iri dövülmüş iç antep fıstığı
1 çay bardağı iri dövülmüş fındık
üzerine; hindistan cevizi rendesi

Yapılışı:

Öncelikle iç kremasını pişirip soğumaya bırakmalıyız. Bunun için un, nişasta, yumurta sarısı, şeker, hindistancevizi ve limon kabuğu rendesini bir tencereye koyup üzerine azar azar sütü ekleyip bir yandan da çırparak iyice karışmalarını sağlıyoruz. Sütün tamamını ekleyip karıştırınca, kısık ateşte sürekli karıştırarak kremamızın 5-10 dakika kaynatıyoruz. Ocaktan alınca bir kaba boşaltıp içine vanilya ve süt kremasını ilave ediyoruz. Ara ara mikserle çırpıp soğumasını ve sakızımsı kıvam almasını sağlıyoruz.

Diğer yandan pandispanya için yumurtalarla şekeri uzunca süre, karışım beyazlaşana kadar mikserle çırpıyoruz. Üzerine unu, vanilyayı, kabartma tozunu ve kakaoyu eleyip ekliyoruz ve hepsinin karışmasını sağlıyoruz. Altına yağlı kağıt serip kenarlarını yağladığımız kelepçeli kek kalıbına döküp 175ºC fırında, pandispanyanın piştiğinden iyice emin olana kadar:) (yaklaşık yarım saat) pişiriyoruz. Pişen pandispanya tam soğumadan ortadan ikiye kesip bir yarısını çukurca bir kaba güzelce yerleştiriyoruz. Ortaya çıkan boşluğa soğuttuğumuz iç kremasından bir miktar koyup, fıstık ve fındığımızı üzerine yaydıktan sonra tekrar üzerini krema ile örtüyoruz (benim ölçümle iç kreması biraz fazla geliyor, artanı kuplara koyup tatlı niyetine yedik biz:)). Daha sonra pandispanyanın diğer yarısını kremanın üzerine kapıyoruz. Pastamız bu haliyle bir gece buzdolabında dinlenmeli.

Ertesi gün kaplama sosunun çikolata haricindeki malzemelerini karıştırıp, 5-10 kaynayacak biçimde pişiriyoruz. Kaynayınca içine bitter çikolatamızı atıp eritiyoruz. Son olarak bu sosla tüm pastayı kaplayıp üzerini hindistancevizi rendesiyle süslüyoruz. Ben yağlı kağıttan şablon çıkarıp kalp şeklinde süsledim. Siz de hayal güzünüze göre faklı şekillerde süsleyebilirsiniz.

Sürpriz pastayı abimin önüne çıkarmadan önce de üzerine “nice mutlu yıllar” yazan o tabelayı yapmak geldi aklıma. Bunun için 2-3 parmak kalınlığında kestiğim kağıdın kenarlarına birer kürdan yapıştırdım ve tabelama mesajımı yazdım. Tabelayı süslemesi için de evde bulunan süs mandallarımı kullandım. Abim özellikle bu detaya bayıldı:).

Canım abim iyi ki doğdun, sen abilerin en anlayışlısı, en yakışıklısı:), en tatlısısın. Sen herşeyin en güzeline layıksın. SENİ ÇOOOK SEVİYORUM:))..

Etiketler: , ,

12 Comments:

At 28 Kasım 2006 10:21, Blogger kuzine said...

Nerhaba Kelebek;
Abinin doğum gününü kutlarız.
Doğru yoldasın, pes etmek yok. Mutfakta çareler tükenmez :)
Bu arada pastan çok güzel görünüyor eminim lezzeti de öyledir.
Sevgiler.

 
At 28 Kasım 2006 10:30, Blogger butterfly said...

Kuzinecim merhabalar,
Çok teşekkür ederim canım.
Haklısın kesinlikle çareler tükenmiyor, sevgiyle yemek yapmak gibisi yok:).
Öpüyorum..
aslı

 
At 28 Kasım 2006 10:55, Blogger Yeşim'in Mutfağı said...

Gerçekten bir sürü aksilik üstüste gelmiş ama sen kolayca hepsini atlatmışsın ve ortaya çok şık bir pasta çıkmış, ellerine sağlık...

 
At 28 Kasım 2006 11:30, Anonymous Naile said...

Merhabalar, bu aksilikten sonra pes etmeden güzel sonuca ulaşmış olman çok güzel. Ben de daha önce malesef kümbet pasta yaparken pandispanyamı çöpe atmak zorunda kalmıştım. Ben de ozaman kümbet pasta yapmak yerine başka bir pandispanya ile yaş pasta yapmıştım. Birkeresinde de biraz sert olan pandispanyamı kürdanla delikler açıp vişne suyu ile ıslatarak kurtarmıştım :) Yani illa ki bu tür durumlar başımıza geliyor.

Blogun çok güzel olmuş, ben de seni linklerime ekliyorum. Güzel tarif ve maceralarının devamını bekleriz.

Naile (Aintab Sofrası)

 
At 28 Kasım 2006 15:01, Blogger butterfly said...

Yeşimcim, gerçekten bazı günler böyle aksilikler üstüste gelebiliyor ama sakin olunca bir şekilde atlatılıyor. Eskiden ben böyle miydim? Oturup ağlardım herhalde:). Çok sağol güzel yorumun için.
Sevgiler..
aslı

 
At 28 Kasım 2006 15:04, Blogger butterfly said...

Nailecim öncelikle blogumu ziyaretin ve yazdıkların güzel yorumlar için teşekkürler:).
Sert pandispanyanı kurtarma yöntemin harika, böyle bir durum başıma gelirse (ki gelmez umarım:)) öyle yapıcam ben de.
Çok öpüyorum, sevgiyle kal..
aslı

 
At 29 Kasım 2006 13:39, Blogger SEDA said...

epey maceralı olmuş ama neyseki sonuç güzel görünüyor.ellerine sağlık.

seda
tarifname.blogspot.com

 
At 29 Kasım 2006 14:09, Blogger Tabakta said...

Merhaba canım bu kadar aksiliklere rağmen çok güzel bir pasta yaptığın için seni tebrik ediyorum. Abinin doğum gününü kutlarım. Ellerine sağlık.
Hoşça kal.

 
At 29 Kasım 2006 14:57, Blogger butterfly said...

Sedacım bloguma konuk olduğun için çok sevindim:). İnan abimin yüzündeki mutluluk bütün aksilikleri unutturdu bana. Hem maceralı olmasa ne zevki kalırdı dimi:))..
Sevgiler canım..
(güzel blogunun linkini ekliyorum hemen siteme:))
aslı

 
At 29 Kasım 2006 14:59, Blogger butterfly said...

Perihancım çok teşekkür ederim. Mamalar sevgiyle yapılınca sonuç memnun edici oluyor, ne kadar aksilikler olsa da:).
Öptüm canım.
aslı

 
At 1 Aralık 2006 15:31, Blogger ufuk said...

Sevgili Butterfly,

Yani abisinin en tatlı kelebegi. O kadar güzel pastanın yanında bir de senin emeğin yaşgünümü daha da anlamlı kıldı.

İyi ki varsın, kardeşlerin bir tanesi

 
At 2 Aralık 2006 00:54, Blogger butterfly said...

Canım abim, bitanem:)
Sen de iyi ki varsın, iyi ki benim abimsin..
Seni çoook seviyorum:))..

 

Yorum Gönder

<< Home